| Radyo Ruzgar | Müziğin Rüzgarına Kapılacaksın !
Sitemizden yararlanmak ve bu ailenin bir parçası olabilmek için lütfen üye olunuz!



        | Radyo Ruzgar | Müziğin Rüzgarına Kapılacaksın ! Hoşgeldiniz :
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0

 
PortalPortal  AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Panel
Merhaba, Misafir

Toplam
0 mesajın var

Kayıt Tarihin;

Son Ziyaretin;


Son Üyemiz;
http://radyoruzgar.yetkin-forum.com/u35

3352 Gündür yayındayız
78 Konumuz var
95 Mesaj gönderildi
35 Kullanıcımız var
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Üye Kontrol Paneli
Profiliniz
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar
Sosyal
Arkadaş-Tanınmamış
Üye listesi
Grup
Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder

Gözlenmiş Konular
En iyi yollayıcılar
Admin
 
dj_rüzgar
 
metougur9
 
Bymiqrop
 
Massacre
 
Dj_HeLmet
 
En son konular
» Moderatör Görevleri
tarafından Admin C.tesi Ara. 05, 2009 4:38 pm

» Garip Ötesi Olaylar
tarafından metougur9 Salı Ara. 01, 2009 6:02 pm

» Müzikten Sesi Ayırma [RESİMLİ ANLATIM]
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 11:00 pm

» Portable Adobe After Effects CS3 Multilang + 1300 Plugins
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:58 pm

» Noni.........
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:56 pm

» Sağlıklı dişler için...
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:54 pm

» Tik Bozukluğu ve Tedavisi
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:53 pm

» Kurban Eti Tüketimi
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:52 pm

» Bakımlı erkekler hayatta daha başarılı oluyor!
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:51 pm

» Test Maker soru bankasi programi
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:50 pm

» ÖSS Hazırlık Seti Videolu Anlatım EDEBİYAT
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:49 pm

» Sağlık Meslek Liseleri
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:48 pm

» Çukurova Üniversitesi (ADANA)
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:48 pm

» ÖSS'si kötü geçenlere alternatif!
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:47 pm

» 12 Eylül'ün inanılmaz işkence yöntemleri!!!
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:45 pm

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 18 kişi Perş. Ekim 29, 2015 9:00 pm tarihinde online oldu.
REKLAM


Paylaş | 
 

 Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Administrator
avatar

Erkek YAS : 24
NERDEN : İstanbul
REP PUANI : 0
MESAJ SAYISI : 57
KAYIT TARİHİ : 11/10/09
DOGUM TARİHİ : 18/03/94
POİNTS : 168

Profiliniz
Sitemiz Nasıl Sitemiz Nasıl: Güzel

MesajKonu: Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir   Ptsi Kas. 30, 2009 10:24 pm

İmanın şartı altıdır, bunlar inanılacak şeylerdir. Bu altı şarta
inandım demekle hasıl olan imanın devam etmesi için başka şeylerde
lazımdır. Mesela, ibadetler imandan değilse de, farz olduğuna inanmak
imandandır. Bir kimse, namazın farz olduğuna inanmazsa imanı olmaz.

Bir de imanın temeli ve en mühim alameti olan, (bugünkü tabirle,
olmazsa olmazı olan) esas bir şart daha vardır ki, o da, hubb-u fillah
ve buğd-u fillahtır. Yani Allahü tealanın sevdiklerini sevmek ve Allahü
tealanın sevmediklerini sevmemektir. Çünkü Hadis-i Şerif'te, dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktır
buyuruluyor. Allahü tealanın sevgili kullarını sevenler, son nefeste
imanla ölürler. Ve mahşer yerinde de sevdiklerinin yanında haşr olup,
ahiret hayatında da beraber bulunurlar. Bunun için de, kimin sevilip
kimin sevilmeyeceğini iyi öğrenmemiz lazımdır. Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

Bir kimse, ibadetlerini yapmakla beraber, Allahü tealanın
sevmediklerini de severse, mesela Ebu cehili severse, bu kişi cehenneme
gider. Çünkü Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz 'sallallahu aleyhi ve
sellem' öyle buyuruyorlar. Herkes sevdiğinin yanında olacak. Demek ki
insan, dünyada sevdiklerine dikkat etmelidir. Bu sevmek ve sevmemek,
şahsi menfaati için değil, Allahü tealanın rızası için olmalıdır.
Sevmek ve sevmemek kalp ile olur, beden ile olmaz.

Ateş ile barut bir arada olamayacağı gibi, iki zıt sevgi de bir
arada olamaz. Peygamber Efendimiz'i 'sallallahü aleyhi ve sellem'
sevmeyeni sevemeyiz. Bu ise, kalpte kendiliğinden hasıl olur. İlim ile
olmaz. Öğrenilerek olmaz. Son nefeste iman, bu muhabbete bağlıdır.

Onun için büyüklerimiz "İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli" buyuruyorlar.

Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikçe,
buna münafık, yani yalancı denir. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi
olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt
şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini
sevmek, diğerini sevmemeyi îcâb ettirir.

Allahü Teala İsa aleyhisselama: (Eğer yerlerde ve
göklerde bulunan bütün mahlûkların ibâdetlerini yapsan, dostlarımı
sevmedikçe ve dost olmayanlardan uzaklaşmadıkça, hiç fâidesi olmaz)
, Musa aleyhisselama da: (Yâ Mûsâ! Dostlarımı benim için sevdin mi ve sevmediklerimden benim için uzaklaştın mı?)
buyuruyor. Her mü'min, Allahü teâlâyı sevmeyenleri sevmemeli,
islâmiyyete yapışanları sevmelidir. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve
sellem" (İbâdetlerin efdali, müslümânları müslümân oldukları için sevmek, kâfirleri, kâfir oldukları için, sevmemekdir) buyurdu.

Muhabbet, sevgilinin dostlarını sevmeyi, dost olmayanları da sevmemeyi
îcâb ettirir. Bu sevmek ve sevmemek, sâdık olan âşıkların elinde ve
irâdesinde değildir. Çalışmaksızın, zahmet çekmeksizin kendiliğinden
hâsıl olur. Dostun dostları güzel görünür ve dost olmayanları da çirkin
ve fenâ görünür. Dünyânın güzel görünüşlerine kapılanlara hâsıl olan
muhabbet de, bunu îcâb ettiriyor. Seviyorum diyen bir kimse,
sevgilisinin sevmeyenlerinden kesilmedikçe sözünün eri sayılmaz. Buna
münâfık, ya'nî yalancı denir.

Allahü teâlâyı sevmeyenleri sevmek, insanı Allahü teâlâdan
uzaklaştırır. Teberrî etmedikçe, tevellî olmaz. Ya'nî uzaklaşmadıkça,
dostluk olmaz.

İnsan kimi severse hep ondan bahseder. Allahü tealanın veli
kullarından mübarek bir zât hep hocasından bahsedince, birisi: "Efendim
siz hocanızı bu kadar çok seviyorsunuz, siz ondan ne öğrendiniz"
deyince, O mübarek zât buyurmuş ki: "Bir tek şey öğrendim, o da bana
yetti" buyurmuş: "Kim sevilir, kim sevilmez".

Mevlâna Halid-i Bağdadi hazretleri de, "Hak kapısında ehil ve nâ ehil beraberdir"
buyuruyor. Dünyada iken birbirini sevenler aynı yerde haşrolunca,
bunların arasında cennete giden biri bulunursa onun hatırına, o
toplulukta bulunanların hepsinide affedip, sen ehil değilsin deyip geri
çevirmezlermiş... Bu bizim için büyük bir müjdedir. Dünyada bile bir
insan hakkında karar vermek için arkadaşlarına bakılır, kimlerle
beraber olduğuna bakılır... O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

Müşrikler Peygamberimize, "Hak Peygamber olduğunu madem iddia
ediyorsun, bir bela gelsin de görelim" dediler. Peygamberimiz buyurdu
ki: “Aranızda ben varım, ben varken bela gelmez.” Büyükler buyuruyorlar ki: “Alimler, Peygamberimizin vârisidirler. Vâris her konuda vâris olduğu için, onların bulunduğu yere de umumî belâ gelmez".
O büyüklerin bulunduğu yerler mânevî sığınaktır. Peygamber efendimizin
varisi olan bu müstesna zâtlar her konuda olduğu gibi, bu hususda da
bizim için büyük nimetdirler. Nasıl ki gece karanlığında yıldızlar
gökyüzünde parlamaktadır, bu mübarek insanların bulunduğu yerler de, o
şekilde parlamaktadır. Bu büyükleri sevenler, Onlar gibi olmaya
çalışırlar, Onların ahlakıyla ahlaklanmaya, Onlardan ilim öğrenmeye
çalışırlar, Onların halleriyle hallenmeye çalışırlar. Dolayısıyla
dünyada iken o büyüklerin etrafı ahlak ve fazilet olarak yüksek
insanlardan oluşan kültür ve medeniyetin zirve olduğu yerler olduğu
gibi, O mübarek insanların etrafındaki sevenleri ahirette de beraber
olurlar. Zira hadisi şerifde buyuruluyor ki: "Dünyada iken birbirini sevenler, ahirette beraber olurlar". O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

Bir büyük zat buyurmuş ki: "Eğer Allahü teala bana bu hizmetlerden
dolayı (razı olup da)cennetini ihsan ederse, mahşere dönerim
talebelerimin hepsini alırım". Bir talebesi de sormuş: "Orası mahşer
yeri, çok kalabalık, Allahü teala korusun bir talebe orada kaybolsa,
insanlar birbirine benziyor, o ne olacak?" O zat da buyurmuş ki:
"Efendim insanların işi karışık olur ama Allahü tealanın işinde
karışıklık olmaz. Kim kimi seviyorsa, hep beraber olur. (Mıknatısın
iğneyi çektiği gibi)." O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

İman çok hassastır, bir kelime ile gelir, bir kelime ile gider...
Birisinin cebinde çok kıymetli bir cevher olsa, kimse çalmasın diye
hiçbir yere bırakmaz. Hep onu düşünür ve hiç unutmaz. Onu kimse
çalmasın diye, aklı fikri onu korumakta olacaktır. Nihayetinde bu bir
dünya malıdır, çalınsa ne olur, çalınmasa ne olur. Ama iman gitti mi,
maazallah! Bütün seadetler gider, bütün felaketler gelir. Bir büyük zat
buyuruyor ki: Bu imanın korunması ancak imanını koruyanlarla beraber
olmakla mümkündür. İmam-ı Rabbani hazretleri dünyanın kötülüğünü
anlatıyor: Haramlardan günahlardan sakınmak dünyadan sakınmaktır. Bu
kadar kıymetli imanı muhafaza etmek nasıl mümkün olabilir. Ne yapmak
lazım onu korumak için? Buyuruyor ki: "Onu koruyanlarla beraber olmak
lazım". Tek başınıza, yabancılarla kalırsanız kurtulamazsınız çünkü
insanın ahlakı bulaşıcıdır. Kötü ahlak da bulaşıcıdır, iyi ahlak da
bulaşıcıdır... Onun için iyi insanlar ile beraber olmak, kurtulmaya
alamettir. O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

Bir çok insanın hakikati görememesinin sebebi gözüdür. Gözüne inanan
mübarek bir zatın kıyafetine, mesleğine bakarak yanılır, Onu dinlemez
ve istifade edemez. Baştaki göze değil, kalbdeki göze tâbi olmak
lazımdır. Kalbdeki göz, doğruyu-yanlışı ayırır, kimin sevilip kimin
sevilmeyeceğini bilir. Hakkı hak, bâtılı bâtıl bilir... Hiç kimsenin
mesleğine veya kıyafetine bakarak karar verilmez, işin kaynağına
bakılır, naklettiği bilgiyi nereden aldığına bakılır, bedenin gıdasını
iyi seçtiğimiz gibi ruhun gıdasını da iyi seçmeye mecburuz. Bedene
bozuk gıda alan dünyasını yıkar, fakat ruhuna bozuk gıda alan ahiretini
mahveder. Pis borudan şifa gelmez. Suyun kaynağı da, geçtiği yolu da
temiz olmalıdır. Peygamber efendimize aleyhissalâtü vesselam, Ebu
Bekrin radıyallahü anh gözü ile bakanlarla, Ebu cehlin gözü ile
bakanlar elbette farklıdır. Eğer insan bu zatlara, bu gözle bakarsa kör
olur. Eğer mübarek bir zat diye bakarsa kalb gözü açılır. Eğer Allahü
teala bir kuluna hidayet nasip etmişse, ona ehli sünnet itikadını
vermişse, ona sevgili bir kulunu tanıtmışsa, o bu gözle olmaz. Bu, kalp
gözü ile olur. Böyleyse, kalp gözü açılmıştır. Kalp gözü, hakkı
batıldan ayırmak içindir, uçmak-uçurmak için değildir bunu iyi anlamak
lazım... En zor iş hakkı batıldan ayırmaktır. Peygamber efendimizin de
duası var, aleyhisseletü vesselam, “Ya rabbi bana hakkı hak, batılı
batıl göster” buyuruyor. Bir kişi hakka batıl diye saldırırsa, batıla
hak diye sarılırsa mahvolur. Peygamber efendimiz, ümmetim yetmiş üç
fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi bozulacak ancak biri doğru yolda
kalacak buyurmuşlardır. Bu yetmiş iki fırka, cehennem ateşine
girecektir, itikat bozukluğu olduğu için cehenneme gidecektir. Ateş bu
pisliğin temizlenmesi içindir, fakat peygamber efendimiz ümmetim dediği
için, bunlar daha sonra cennete girecektir.

Kimsenin tek başına doğruyu bulması mümkün değildir. Ehli sünnet
alimlerinin kitaplarından satır satır seçilmiş, onbinlerce çiçekten
toplanan bal gibi olan Tam İlmihal Seadet-i Ebediye gibi kitabları
okumalıdır ki, kitap mühim bir arkadaştır, iyi seçmek lazımdır... Ehli
sünnet alimlerinin kitaplarını bulanlar, bu büyükleri sevmeye başlar.
Dünyada ve ahirette Onlarla beraber olmak isterler, onlar gibi yaşamak
isterler.

İmam-ı Rabbani hazretleri bu yolda feyz vardır, buyuruyor.
Afrikada da olsa istifade eder buyuruluyor. Ancak iki kişi feyz alamaz.
Biri inciten, biri inkar eden. İncitmek itiraz etmekle, inkar da
reddetmekle olur. İnkar eden mahrum kalır. İncitmedikten sonra, inkar
etmedikten sonra istifade eder. Peygamber efendimiz aleyhisselatü
vesselam buyuruyor ki: Nerede ilim varsa orda din vardır, nerede ilim
yoksa orda din yoktur. Bilerek yapmak da lazımdır. Namazın farzlarını
yerine getirmezseniz, namaz olmaz, orucun farzı yerine gelmezse oruç
olmaz. İlm şarttır, ama doğru kaynaktan...

Kimler dünyada birbirini severse, birlikte olursa, ahirette de
birlikte olacaklardır. Ahirette kimlerle beraber olmayı, nerede olmayı
istiyorsak bunu dünyada iken seçip, karar vermemiz lazımdır.

O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://radyoruzgar.yetkinforum.com
 
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| Radyo Ruzgar | Müziğin Rüzgarına Kapılacaksın !  :: Kültür ve Sanat Forumu :: Dini Sohbetler-
Buraya geçin: