| Radyo Ruzgar | Müziğin Rüzgarına Kapılacaksın !
Sitemizden yararlanmak ve bu ailenin bir parçası olabilmek için lütfen üye olunuz!



        | Radyo Ruzgar | Müziğin Rüzgarına Kapılacaksın ! Hoşgeldiniz : Misafir
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0

 
PortalPortal  AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Panel
Merhaba, Misafir

Toplam
0 mesajın var

Kayıt Tarihin;

Son Ziyaretin;


Son Üyemiz;
dadlu_cadu

2986 Gündür yayındayız
78 Konumuz var
95 Mesaj gönderildi
35 Kullanıcımız var
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Üye Kontrol Paneli
Profiliniz
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar
Sosyal
Arkadaş-Tanınmamış
Üye listesi
Grup
Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder

Gözlenmiş Konular
En iyi yollayıcılar
Admin
 
dj_rüzgar
 
metougur9
 
Bymiqrop
 
Massacre
 
Dj_HeLmet
 
En son konular
» Moderatör Görevleri
tarafından Admin C.tesi Ara. 05, 2009 4:38 pm

» Garip Ötesi Olaylar
tarafından metougur9 Salı Ara. 01, 2009 6:02 pm

» Müzikten Sesi Ayırma [RESİMLİ ANLATIM]
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 11:00 pm

» Portable Adobe After Effects CS3 Multilang + 1300 Plugins
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:58 pm

» Noni.........
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:56 pm

» Sağlıklı dişler için...
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:54 pm

» Tik Bozukluğu ve Tedavisi
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:53 pm

» Kurban Eti Tüketimi
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:52 pm

» Bakımlı erkekler hayatta daha başarılı oluyor!
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:51 pm

» Test Maker soru bankasi programi
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:50 pm

» ÖSS Hazırlık Seti Videolu Anlatım EDEBİYAT
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:49 pm

» Sağlık Meslek Liseleri
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:48 pm

» Çukurova Üniversitesi (ADANA)
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:48 pm

» ÖSS'si kötü geçenlere alternatif!
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:47 pm

» 12 Eylül'ün inanılmaz işkence yöntemleri!!!
tarafından Admin Ptsi Kas. 30, 2009 10:45 pm

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 18 kişi Perş. Ekim 29, 2015 9:00 pm tarihinde online oldu.
REKLAM


Paylaş | 
 

 Türk Tiyatrosu Tarihi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Administrator
avatar

Erkek YAS : 23
NERDEN : İstanbul
REP PUANI : 0
MESAJ SAYISI : 57
KAYIT TARİHİ : 11/10/09
DOGUM TARİHİ : 18/03/94
POİNTS : 168

Profiliniz
Sitemiz Nasıl Sitemiz Nasıl: Güzel

MesajKonu: Türk Tiyatrosu Tarihi   Ptsi Kas. 30, 2009 10:25 pm

Türk Tiyatrosu Tarihi

başlayan
Türk Tiyatrosu Tarihi kökleri tarihin çok eski yıllarına dayanır.
RitüellerdenŞaman törenlerinden kaynak bulan Türk Tiyatrosu Tarihi
ilginç inceleme alanlarından biridir.

Geleneksel Türk Tiyatrosu

Birbirinden bazı farklılıklar gösterse de iki gelenek günümüze kadar yaşayabilmiştir. Bunlardan biri Köylü Tiyatrosu geleneği, ikincisi ise Halk Tiyatrosu geleneğidir.
Türk köylüsünün eski bolluk, kuttörenleri ve çeşitli canlıların taklitleriyle birlikte olan seyirlik oyunları zamanla değişikliklere uğramasına karşın, günümüze kadar yaşayabilmiştir. Köylümüz zamanla geleneksel oyunlarına
kendi toplumsal yaşantısını katmış olmakla birlikte, bu gelenek
Türkiye’de öteki ülkelere göre bozulmamış ve süreklilik göstermiştir.
Halk Tiyatrosu ise, değişik bir çevrenin malıdır. Kentlerde oluşmuş bir
tiyatrodur. Türkiye'nin başka yerlerinde de görülmekle birlikte
Karagöz, Ortaoyunu gibi geleneksel halk tiyatrosu türleri İstanbul’un
malı olmuştur.
Türk seyirlik oyunlarında birtakım ortak noktalar görülmektedir:


  1. Geleneksel
    Türk tiyatrosunda taklit en önemli yeri tutmaktadır. Çeşitli ağızların,
    dillerin, deyişlerin, kusurlu kişilerin, mesleklerin taklitleri
    yapılırdı.

  2. Sözlü ve karşılıklı söyleşmeli
    oyunlarda karşıtlıklardan yararlanılırdı. Bunlarda, “dişi konuşan”
    diyebileceğimiz kişi, karşısındakine nükte yapmak fırsatı verir, lafı
    söyleşmeyi açar. Buna Tuluat tiyatrosunda “anahtar vermek” denilir.
    Karagözde Hacivat, Ortaoyununda Pîşekar, Kukla ve Tuluat tiyatrosunda
    İhtiyar Efendi bu türlü dişi konuşan kişilerdir. Buna karşılık “erkek
    konuşan” diyabileceğimiz, cevap veren, laf yetiştiren, Karagözde
    Karagöz, Ortaoyununda Kavuklu, Hokkabazda Yardak veya Yardakçı, Kukla
    ve Tuluat oyununda İbiş ve Komik’tir.

  3. Bu oyunlarda, dans, müzik, şarkı, şaklabanlık ve soytarılık iç içedir.
  4. Eski seyirlik oyunlar,
    birbirinin içine geçmiştir. Karagöz oynatanın, meddahlık, hokkabazlık
    yaptığı; ortaoyununda karagöz oynatıldığı, hokkabazlık yapıldığı çok
    sık görülür.

  5. En önemli özelliklerden biri de
    yazılı bir metne dayanmaması, doğaçlama oynanması ve sahneli,
    örgütlenmiş tiyatro gibi oyun yerlerinin bulunmamasıdır. Ortaoyununun
    19. yy’da sahnede oynanması denenmiş, bu arada Batı tiyatrosunun Türk
    kültürüne girmesiyle Ortaoyununu batı örneği tiyatroya uyarlamak için
    denemeler yapılmış bunlar sonucunda Tuluat Tiyatrosu ortaya çıkmıştır.

  6. Karşılıklı söyleşmeli oyunlar gerçekliğe, özdeşleşmeye dayanmaz, kişileştirmeye başvurulur. Göstermeci tiyatro özelliği taşır.
Geleneksel
Türk tiyatrosu içerisinde yer alan halk tiyatrosu ve köylü tiyatrosu
bazı yönleriyle ortak olmalarına rağmen birbirinden ayrıldığı noktalar
çoğunluktadır:


  1. Köylü
    Tiyatrosu profesyonel bir etkinlik değildir. Bu etkinliğe katılanlar
    para için yapmazlar. Ancak halk tiyatrosu geleneği tümüyle profesyonel
    bir uğraştır. Süreklilik gösterir. Ayrıca oyuncular bu sürekliliğin
    doğal bir sonucu olarak beceri kazanıp ustalaşırlar.

  2. Her iki gelenek de doğaçlamadır
    yani metinsizdir. Ancak köylü tiyatrosu geleneği tarihi törensel
    kalıplaşmış etkinliklerden kaynağını aldığı için belli sözlerin belli koşukların
    aynen söylenmesini gerektirir. Oyunun çerçevesi de belirlenmiştir,
    uzatılıp kısaltılamaz, değiştirilemez. Ancak günümüzde bu kalıplaşmış
    nitelikleri unutulduğu ve önemsenmediği için yenilikler girmektedir.
    Halk tiyatrosu geleneğinde ise, önceden belirlenmiş birtakım
    söyleşmeler, koşuklar, tekerlemeler olmakla birlikte, oyunlar açık biçimde olduklarından, bunlar oyun sırasınca oyuncuların denetimi altındadır. Geniş ölçüde doğaçlamaya yer verilir.

  3. Köylü tiyatrosu geleneği daha
    ilkeldir. Olaylar dizisinin gelişimi yok gibidir. Çoğu kez, bir mantık
    zincirlemesinden yoksundur. Halk tiyatrosu geleneği ise tamamen
    beceriye dayanan sanatsallaşmış bir yapı gösterir.

Batı
tiyatrosu hayata girmeye başladığı zamandan bu yana (Tanzimat) halk
tiyatrosu zayıflatılmış, bugün hemen tümüyle yok olmaya yüz tutmuştur.
GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU
Zamanımızdan yaklaşık dört bin yıl önce Orta Asya’da yaşayan Türk
boylarının bulunduğunu biliyoruz. Türklerin sığır,yuğ,şölen adları
verilen törenlerindeki gösteriler,gelenekli Türk tiyatrosunun ilk
örnekleri sayılabilir. Bu törenlerin yönetmen ve oyuncuları şaman adı
verilen din adamlarıdır.
Zamanla içeriği genişleyen dinsel törenler,geleneksel törenler haline
gelir. Ergenekon Destanında yer alan demir dövme töreni bu örneklerden
birini oluşturur. Bu törene bütün boy halkı katılır., büyük bir alan
sahne olarak kullanılırdı. Dede Korkut Öyküleri incelendiğinde ozan ve
kopuzun dram sanatının bir parçası alarak kullanılırdı. Ayrıca Şamanizm
ayinleri bu bakımdan dikkati çeker.
Orta Asya’daki Türklerin; dine,destan ve efsanelere dayalı dramatik
gösterileri dışında tiyatro gelenekleriyle ilgili yeterli bilgimiz
yoktur. Bilgilerimizin bir kısmı Çin kaynaklarına dayanmaktadır.
İslamiyet’ten önceki tiyatromuzla ilgili araştırmalar yapan Sırp
araştırmacı Nikoliç, Türklere ait ilkel biçimde yazılmış bir tiyatro
metni bulunmuştur. Nikoliç’in İslamiyet’ten önceki dönemde oynandığı
sandığı bu metnin konusu şöyledir;
“Türklerin Çinlilerle yaptıkları savaşlardan biri… Bir Türk kahramanı
savaşa gider. Evinde çocuğunu ve karısını bırakır… O gittikten sonra
eve bir Çinli gelir. Çinli,bu kadına göz koymuştur. Kocasının
yokluğunda ona sahip olmak arzusundadır. Genç kadın kendini çok iyi
savunur.. Çinli kadını ele geçiremeyeceğini anlayınca,kadını yüzünden
yaralar. Savaşa gitmekte olan Türk, unuttuğu hamaylısını almak için eve
döner, yaşanan felaketi görür. Saldırgan Çinliyi kalbinden vurarak
öldürür.”
11.yüzyılda İslamiyet’i tamamen kabul etmiş olan Türkler, yeni kültürün
etkisiyle tiyatrodan uzak kaldılar. Buna karşılık,gölge (hayal) oyunları
cansız olduğu için,hoşgörüyle karşılanmıştır. Ayrıca Türkler;
kültür,inanış ve yaşayışlarına uygun olarak geleneğe dayalı bir
canlandırma sanatı geliştirdiler. Gelenekli Türk Tiyatrosu adı verilen
bu tiyatro anlayışının kolları şunlardır:

Köylü Tiyatrosu Geleneği
Kırsal bölgelerde,köylerde görülen ,daha çok yöresel yaşamdan konularını alan seyirlik oyunların
oluşturduğu bir tiyatro geleneğidir. Kökleri geçmişe dayanır.1-
Bolluk,sevgi,savaş,kıskançlık,yoksulluk gibi konular işlenir.2- Köy
seyirlik oyunu da denilen bu oyunlar sözlü gelenek içinde yer alır. Oyunların
içeriği ve yapısı,yörelere göre farklılıklar gösterebilir.3-Oyuncular
genellikle profesyonel değildir.4- Kılık
değiştirme,kişileştirme,maskeler ve müzik oyun içinde yer alabilir.5-
Köylü tiyatrosu geleneği içinde yer alan oyunlarda kalıplaşmış sözlerin
yanı sıra doğaçlamalar da bulunur.

Halk Tiyatrosu Geleneği
Halk tiyatrosu geleneği içinde oyunların en yaygınları meddah,karagöz ve orta oyunudur. Bu oyunlar,
köylü tiyatrosu geleneğine göre sosyal sanat anlayışına ve tiyatroya
biraz daha yaklaşmış oyunlardır. Oyuncular,az çok profesyonel
kimselerdir. Bu oyunlarda da doğ...

MEDDAH
Meddahlık Bir oyuncunun tek başına hazırlayıp sunduğu seyirlik temaşa
türüdür Meddah taklitler yaparak,hoş hikaye anlatarak halkıeğlendiren
sanatıdır.

KARAGÖZ
Karagöz deve(veya sığır) derisinden kesilip boyanmış insan biçimlerini
beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatılan
oyun Başlıca iki karekteri vardır.


Karagöz: Oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse
Hacivat: Kendini halktan üstün gören bilgilik taslayan kitap dil kullanma gibi özentşleri olan kimse.
ORTAOYUNU
Etrafı seyirci ile çevrilmiş bir meydanda herhangi bir metne bağlı
kalmadan oynanan doğalama bir oyundur. Başlıca iki karekteri Pişekar ve
Kavukludur.Pişekar,karagöz oyunun daki hacivat,kavukluda karagöz
karşılığıdır. Oyunun oynandığı alana palanga denir.Evi Yeni Dünya adı
verilen bir paravan ,dükkanı da yuvarlak bir masa temsil eder.Dekor
birkaç hasır iskemle ile tamamlanır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://radyoruzgar.yetkinforum.com
 
Türk Tiyatrosu Tarihi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Sinan Özen - Bilemiyorum ( 2010 )

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| Radyo Ruzgar | Müziğin Rüzgarına Kapılacaksın !  :: Kültür ve Sanat Forumu :: Tiyatro-
Buraya geçin: